Sarıyer Belediye’sinin ağırladığı depremzedeler yaşadıklarını Cumhuriyet’e anlattı: ‘sanki savaş var gibi ceset tarlası…’

Hatay-Antakya’dan gelen evli çift, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Yaklaşık on gün dışarıda kaldıklarını ifade eden depremzede aile, “Evimiz çok kötü haldeydi, canımızı zor kurtardık. İkinci depremden sonra, orada ne kaldı inanın bilmiyoruz. Beşinci gün annem ve kız kardeşimi kaybettim. Onları enkaz altından çıkarana kadar bölgedeydim. İlk 2-3 gün kimse gelmedi, kimse de sormadı ‘ne yapıyorsunuz’ diye. Bağırdım, çağırdım… kazmaya çalıştık, yapamadık. Kardeşimle ailemi enkazdan çıkarabilmek içinbir kepçe bulduk. Orada kalanlar ortalıkta bir hastalığın dolaştığını söylüyor. Orada işimiz, bir düzenimiz vardı, ta ki saat 4,17’ye kadar. Yattığımızda başka bir insandık uyandığımızda başka… Herkesin acıyarak baktığı insanlar olduk… Ne olursa olsun memleketime döneceğim, yapamıyoruz burada, orayı bırakamayız” dedi.

Bölgede yaşanan felaketin sanılandan daha vahim olduğunu aktaran depremzede, “Orada o kadar çok ceset var ki… Ben gördüklerimi rüyamda bile görmedim. Sanki savaş var gibi. Ceset tarlası vardı, ölülerini arayanlar durmadan torbaları karıştırıyor, yerler insanlarla dolu… Bunları kimse göstermiyor, televizyondan seyrettikleri gibi değil. Enkazın altındaki kişinin ölü mü diri mi olduğunu kokusundan anlıyorduk… Yıllardır beraber çalıştığım arkadaşlarım öldü, tüm telefon rehberimi sileceğim, herkesi kaybettim” sözleriyle felaketin görünmeyen yüzünü ortaya koydu.

Tesislere ilk yerleşen ailelerden iki genç kız, ilk günden bu yana hem orada konaklıyor hem de gönüllü olarak çalışıyor. Genç kızlardan biri, “O durumun içinden çıkmış biri olarak yardım etmek istedim. Bir şekilde devam etmemiz gerekiyor, bundan önce bir yaşamımız vardı. Doksan sekiz saniyede her şeyimizi kaybettik. Biz burada iyiyiz ama orada olanların sesini daha çok duyurun” diyerek çağrıda bulundu.

Genç kız, “Bize şu kelimeyi kullandılar ‘Sosyal medyada bu kadar gündem olmasaydınız sizi gözden çıkartmışlardı’ dediler. İnsan hayatı gözden çıkarılamaz. Biz gündem olmasaydık demek ki üç gün sonra da gelmeyecekmiş o yardım” şeklinde konuştu.

Hastanelerin yıkılmış olması sebebiyle, beş aylık hamile olduğunu ifade eden depremzede, deprem anında ayakkabısız çıktığını, saatlerce çıplak ayak karın içinde kaldığını söyledi.

Bir başka depremzede, “Daha yeni yeni uyumaya başladık. Hepimizin baş ucunda bir su var, bir şey kımıldasa deprem oldu sanıp korkuyoruz. Yemek yemeye de yeni yeni başladık. Hayat devam ediyor bir yandan” ifadeleriyle depremin psikolojik etkilerini gözler önüne serdi.

 

Sosyal Tesisler Müdürü İzzettin Birer’in aktardığına göre, Sarıyer Belediyesi’nin sağlamış olduğu imkanlardan memnun olsalar da depremzedelerin çoğu memleketine dönmek istiyor. Belediye tarafından, İlkokul-ortaokul çağındaki tüm çocuklar okula yazdırıldı. Felaketten önce dershaneye gidenler de İstanbul’daki dershanelerde eğitime devam edecek. Bunun yanında ihtiyaçlar için oluşturulan depoda, her yaştan ve bedenden depremzedenin yararlanabileceği kıyafet ve ayakkabılar, hijyen ürünleri, bebekler için bez ve mama, çocukları için ise bolca atıştırmalık mevcut. Depoda toplananlardan özellikle kıyafet ve ayakkabıların büyük bir kısmı, Sarıyer Halkının kendi arasında topladığı malzemeler.

Öte yandan depremzedeler, kendi ailelerine ait odalarda kalıyor. Tesislerde tıbbi ve psikolojik destek sağlamak amacıyla bir doktor ve psikolog bulunuyor. Bunun yanında ihtiyaç olabileceği düşünülerek berber ve kuaför de hazırlanmış. Çocuklar için, hem açık alanda bir çocuk parkı hem de kapalı bir oyun alanı mevcut.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir